J1 Haplogrubu Hakkında Bilgi

İnsan genetiğinde J-M267 olarak da bilinen J1 haplogrubu, yaklaşık 42.000 yaşında olan J-P209’dan 30.000 yıl önce ayrılan bir alt daldır. Bu haplogruptan olanlar yaklaşık 30.000 sene önceki ortak atadan gelmektedir. Günümüzde genetik bilimindeki gelişmeler sayesinde J1 haplogrubunda çok sayıda alt dal tespit edilmiştir. Birazdan yazımızda bu dallar hakkında kısa bilgi verilecektir.

J1 Haplogrubu Türklerde Görülür mü? 

J1 haplogrubu Türkiye’de %9 oranında görülmektedır (Cinnioğlu 2004). Ayrıca Orta Asya’da Afganistan Türkmenlerinde %9,5 ve Özbeklerde %2 oranında görülür (Cristofaro 2013). Yine Azerbaycan Türklerinde J1 haplogrubu %15,2 (Di Giacomo 2004), Güney Azerbaycan Türklerinde %5 (Grugni 2012) oranında mevcuttur. Kazaklarda %2 (FTDNA), Çuvaşlarda %2,3 ve Tuymazinsky Tatarlarında %2 oranlarında mevcuttur (Трофимова, 2007). Ayrıca bu haplogrubu Moğolistan’da %1,3 oranında görmek de mümkündür (Cristofaro 2013). Görüldüğü üzere J1 haplogrubuna Türk dünyasının her yerinde rastlamak mümkündür. Hatta J1 oranı bir çok Türki halkta Q1 haplogrubundan daha fazla görülür. Dolayısıyla J1 haplogrubu da Türk toplumunu oluşturan haplogruplar arasında yer almaktadır.

J1 Haplogrubu Semitik midir? 

Kuşkusuz en büyük hatalardan biri de Semitik halklardan daha eski olan J1 haplogrubunu Semitik gösterme çabalarıdır. Bu haplogrup da yaşı itibariyle on binlerce yıl öncesine dayanır. Dolayısıyla yaklaşık 5000 yıllık geçmişi olan Arap ve Yahudi toplumunu, 30.000 yıllık geçmişi olan kadim J1 haplogrubu ile eş tutmak en büyük bilimsel tahriflerden biridir.

Nitekim bu konu, genetik olarak da değerlendirilince, Araplarda görülen J1 dalının yaklaşık 5000 yıl önce ortaya çıkan FGC11 dalı olduğu görülmektedir. Dolayısıyla J1-FGC11 dalı dışındaki J1 dallarının Semitik olarak adlandırılması hatalı veya politik amaç güden bilimsel bir tahriftir.

J1 Haplogrubu En Fazla Hangi Bölgelerde Görülür? 

J1 haplogrubu oran olarak en fazla Dağıstan bölgesinde Kubaçiler, Kaytaklar, Dargınlar ve Avarlarda görülür. En fazla görüldüğü halk, %99 oranla Dağistanlı Kubaçiler ve %85 ile Kaytaklardır (Balanovsky 2011). Kafkasya’nın bir kısmında yüksek oranlarda görülen J1 haplogrubu, Mısır, Tunus ve Cezayir gibi Kuzey Afrika ülkelerinde de %20 ilâ %30 arası oranlarda görülmektedir. Arap yarımadasında bir çalışmaya göre Yemen’de 62 kişinin dahil edildiği bir grupta J1 haplogrubu %72 (Chiaroni 2009) oranında görülürken, Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan’da bu oran düşmektedir. J1 haplogrubunun FGC11 dışındaki alt dalları, Güney Avrupa ülkeleri, Balkanlar, Türkiye, Azerbaycan, İran, Hindistan, Rusya ve Orta Asya ülkelerinde de farklı oranlarda görülmektedir.

J1’İN KÖKEN MESELESİ

J1 haplogrubu daha çok Orta Doğu’da görülmesi nedeniyle Batı Asya’da (Kafkasya veya Mezopotamya) ortaya çıktığı düşünülmektedir. J1 haplogrubunun tam olarak nerede çıktığına dair kesin bir kanıt veya arkeolojik değerde genetik bir numune henüz bulunamamıştır. Dolayısıyla ortaya konulan tüm iddialar varsayıma dayalıdır. Bu bağlamda mevcut veriler ışığında çeşitli yorumlar yapılmaktadır.

Bu iddialardan biri J1 haplogrubunun Yemen’de ortaya çıktığı tezidir. Ancak Yemen’de sadece FGC11 dalının görülmesi, J1’in Yemen’de ortaya çıktığı varsayımlarını çürütmektedir. Diğer taraftan Kafkasya, Türkiye, Avrupa, Güney ve Orta Asya’da J1 haplogrubunun P58, M62, M365, L136 gibi diğer ana kollarından çeşitli varyasyonları görmek mümkündür. Genetik anlamda bir haplogrubun çıkış noktası belirlenirken en fazla varyasyonun (alt dalın) bulunduğu bölgeler esas alınır. Bu bakımdan bir değerlendirme yapılacak olursa J1 haplogrubunun doğuş yeri olarak Yemen’in gösterilmesi çok zayıf bir ihtimaldir. Ayrıca J1’in doğuş noktası Yemen olsaydı, bu haplogrubun önemli miktarda Afrika’ya da yayılması gerekmez miydi?

J1 haplogrubunun en çok görüldüğü bölge ele alınacak olursa J1 haplogrubu en fazla Dağıstan’daki çeşitli etnik gruplarda görülmektedir. J1 haplogrubunun Dağıstan ve Kafkasya’da tek bir etnik grupta değil de birden fazla halkta görülmesi ve özellikle Kubaçiler ile Kaytakların tamamına yakın oranlarda J1 görülmesi, bu haplogrubun çok eski zamanlarda Kafkasya çevresine ulaştığına veya bu bölgede ortaya çıkmış olabileceğine işaret edebilir. Ancak antik numune olmadığı için bu da bir varsayım olarak kalmaktadır.

Diğer bir teze göre, J1 haplogrubunun doğuş yeri olarak merkez konum hesaba katılabilir. J1 haplogrubunun en fazla görüldüğü iki kutup kuzeyde Dağıstan ve güneyde Yemen arasında kalan merkez noktası Mezopotamya bölgesi esas alınabilir. J1 haplogrubunun bu bölgeden bir kısmının kuzeye çıkarak Kafkasya’da Z1842 dalını, bir kısmının da güneye inerek Araplarda görülen FGC11 dalını oluşturduğu düşünülebilir. Mezopotamya’nın en eski halkları esas alındığında bu bölgenin sonradan (MÖ 3. bin yılda) Sami kökenli Akkadların bölgeye varışıyla Semitikleştiği bilinmektedir. Ayrıca Kafkasyalı Z1842 dalına mensup J1’ler Semitik değildir.

Diğer bir yaklaşıma göre, bir etnik grupta veya bölgede bir haplogrubun birden çok varyasyonu görülüyorsa, o haplogrubun doğuş yeri genellikle o bölgeye addedilir. Son yapılan çalışmalar ve bulgular, J1 haplogrubuna ait mutasyon çeşitliliğin en fazla Güney Kafkasya ve Mezopotamya arasındaki bölge olduğunu göstermektedir. Yemen ve Kuzey Afrika’da genel olarak Araplarda görülen tek tip varyasyon mevcuttur.

Araplarda ve Yahudilerde P58’in sadece FGC11 varyasyonunun çoğunluk olarak görülmesi diğer taraftan Kafkasyalılar, Türkler ve Avrupalılarda P58’in YSC76 ve Z640 gibi farklı varyasyonlarının da görülmesi, J1’in P58 kolunun bütünüyle Semitik olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla geçmişteki yanlış kanıların aksine P58 kolu, Semitik olarak sayılamaz. Ancak Arap ve Yahudilerin çoğunlukta olduğu FGC11, hatta FGC12 dalı için kısmen Semitik denilmesi daha uygundur.

J1 HAPLOGRUBU ALT DALLARI

Aşağıdaki grafikte görüldüğü üzere, J1’in Semitik dalı FGC11’dir. Diğer dallar Araplarda ya hiç görülmez ya da sonradan az miktarda Arap halklarına karışmışlardır.

J1-subclades

 

F1614: Yaklaşık 15.000 sene önce M267’den ayrıldığı düşünülmektedir. F2168, F3249, F4256 ve F4306 gibi SNP’leri de kapsar. Henüz fazla veri olmaması nedeniyle F16114’ün tam olarak nerede ortaya çıktığı ve hangi bölgelere göç ettiği tahmin edilememektedir. Mevcut veriler ışığında F1614’e, Finlandiya, İrlanda ve Mısır’da rastlanmıştır. FTDNA verilerine göre, henüz F1614 için pozitif olduğu kesin olmasa da Pakistan, Almanya, Belçika ve İspanya gibi ülkelerden de muhtemel örnekler bulunmaktadır. F3249’a ise Türkiye’de rastlanmıştır.

CTS12238: Yaklaşık 18.000 yıl önce M267’den ayrılmıştır. PF7257, CTS1267, L620 gibi alt dalları mevcuttur.

PF7257: Yaklaşık 6600 yıl önce CTS12238’den ayrılmıştır. Mevcut verilere göre Azerbaycan, Ermenistan, Türkiye ve Kafkasya’da görülmektedir.

CTS1267 (Z1828): Bu SNP, Doğu Avrupa ve Kafkasya karakteristiğine sahiptir. Yaklaşık 8300 yıl önce CTS12238’den ayrılan bu SNP ile bağlantılı olan diğer dallar CTS6379, CTS3569, Z1829, Z1832, Z1834, Z1841, Z1842 ve CTS1460’dır. Afganistan ve Kazakistan gibi Orta Asya ülkelerinde de görülür. En fazla Rusya’da özellikle Kafkasya bölgesinde artış göstermektedir. Bu grupta yer alan Z1842, Dağıstan’da Avarlarda görülmektedir. Rusya’nın ardından en fazla Türkiye’de görülen bu SNP, aynı zamanda Azerbaycan, Gürcistan, Macaristan, Polonya, Norveç, Ukrayna, İspanya, Fransa, İtalya, Almanya, Avusturya, Yunanistan, Slovakya, Bulgaristan, Irak ve İran’da görülmektedir.

J1-Z1828

L620: Yaklaşık 15.000 yıl önce CTS12238’den ayrılmıştır. P56 ve P58 adlı SNP’lerin atasıdır.

P56 (PF7264, PF7263): Yaklaşık 5700 yıl önce mutasyona uğrayarak L620’den ayrılan bu SNP, mevcut verilere göre İngiltere, Almanya ve Azerbaycan’da görülür.

P58: Yaklaşık 8100 yıl önce L620’den ayrılan bu SNP çeşitli kollara ayrılmıştır. PF4678 – PF4838 – PF4843 grubu SNP’ler 7600 yıllık geçmişe sahiptir. Ardından yaklaşık 6400 yıllık geçmişe sahip olan PF4881 (YSC235) – CTS11741 – YSC234 (Z2329) grubu SNP’ler gelir. P58’den ayrılan diğer bir grup da L92/L93 ile L817 gruplarıdır.

L817: Yaklaşık 5000 yıl önce P58’den ayrılmıştır. Doğu Avrupa karakteristiği gösteren bu SNP’nin, Çin’de de görülmesi ilginçtir. Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinde ise neredeyse hiç görülmez. En fazla görüldüğü ülkeler Polonya ve Ukrayna’dır. L817 genel olarak, Rusya, Litvanya, Macaristan, Romanya, Yunanistan, Moldova, Avusturya, Beyaz Rusya, Çek Cumh., Letonya, Türkiye, Azerbaycan, Almanya, İspanya, Belçika, İngiltere, Hollanda, Portekiz, Çin gibi ülkelerde görülür.

J-L817

L92, L93: Yaklaşık 5000 yıl önce P58’den ayrılan bu SNP, Romanya, Suudi Arabistan, Yemen ve Umman’da görülür.

ZS241: Yaklaşık 5300 yıl önce YSC235’ten ayrılan bu SNP, Doğu Avrupa karakteristiği göstermekle birlikte az miktarda Batı Asya’da da görülür. Ancak ZS241, Kuzey Afrika’da neredeyse hiç görülmez. ZS241, Moğolistan’da da görülmektedir. Genel olarar görüldüğü ülkeler, Rusya, Polonya, Ukrayna, Litvanya, Beyaz Rusya, Macaristan, Moldova, Çek Cumh., Romanya, Gürcistan, Moğolistan, Şili,  Meksika, Almanya, İtalya, İsviçre, İspanya, İngiltere, Türkiye, Hollanda, Portekiz, Mısır ve Kuveyt’tir. Şili ve Meksika gibi ülkelere Amerika kıtasının keşfiyle Avrupalılar tarafından götürüldüğü düşünülmektedir.

J1-ZS241

Z640: Yaklaşık 3900 yıl önce PF4851 (L858)’den ayrıldığı tahmin edilmektedir. Z640, Avrupa karakteristiği gösterir. Mevcut verilere göre Kuzey Afrika’da hiç görülmez. Bir miktar Batı Asya ülkelerinde de görülmektedir. Z640’ın görüldüğü ülkeler, Rusya, Ukrayna, Polonya, Türkiye, Litvanya, Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya, Portekiz, İtalya, Meksika, Suriye, Yemen, Ürdün, Katar, BAE ve Suudi Arabistan’dır.

J1-Z640

YSC76: Yaklaşık 4900 yıl önce PF4851 (L858)’den ayrıldığı tahmin edilmektedir. YSC76, Avrupa ve Batı Asya’da görülmektedir. Bu SNP’ye Kuzey Afrika’da pek rastlanmamaktadır. Genel olarak görüldüğü ülkeler, İngiltere, İspanya, İtalya, Almanya, İrlanda, Portekiz, Ukrayna, Türkiye, Polonya, Beyaz Rusya, Rusya, Litvanya, Macaristan, Avusturya, İskoçya, Gürcistan, Letonya, Romanya, Birleşik Arap E., Kuveyt, Irak, Suriye ve İran’dır.

J1-YSC76

FGC11: Arap ülkeleri ve Kuzey Afrika karakteristiği taşır. Araplarda ve Yahudilerde en fazla görülen J1’in alt kolu FGC11’dir. Yaklaşık 4300 yıl önce L858’den ayrıldığı tahmin edilmektedir. Bu SNP’nin L222 ve L65 gibi alt kolları mevcuttur.

J1-FGC11

Mevcut veriler ışığında L65 koluna bağlı örneklere şu ülkelerde rastlanır: Lübnan, Bahreyn, Kuveyt, BAE, Suudi Arabistan gibi…

Yine mevcut verilere göre L222 koluna şu ülkelerde rastlanmaktadır: Kuveyt, Yemen, Suudi Arabistan, Birleşik Arap E., Irak, Cezayir, Umman, Suriye, Filistin, Tunus, Libya, Katar, Sudan, İtalya gibi…

J1 HAKKINDA YANLIŞ BİLİNENLER

Maalesef tüm Y-DNA haplogruplarında olduğu gibi J1 haplogrubu da çoğu kez amatör kimseler tarafından yanlış yorumlanmış ve tümüyle Semitik gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Oysa ki mevcut veriler, J1 haplogrubunun farklı zamanlarda çeşitli mutasyonlara uğrayarak dallara ayrıldığını ve henüz milletlerin oluşmadığı bir zaman diliminde (binlerce yıl önce) dünyanın farklı bölgelerine taşındığını göstermektedir. Dolayısıyla J1 haplogrubu, yalnızca Araplara veya Yahudilere mal edilemeyeceği gibi, hiç bir haplogrup da tek bir etnisiteye mal edilemez. Y-DNA verileri şunu göstermiştir ki 5000 yıl önce bir çok etnisite oluşmaya başladığında tek bir haplogruptan değil, birçok haplogruptan oluşuyordu. J1 haplogrubu da yine hem Batı Asya’da hem Doğu Avrupa’da hem de Kafkasya’da yoğun miktarda görülmekte ve bu haplogrubun aynı zamanda Batı Avrupa, Orta Asya ve Kuzey Afrika’ya doğru bir yayılma alanı olduğu gözlemlenmektedir.

J1 haplogrubunun P58 grubu da kesinlikle tümüyle Semitik olarak değerlendirilemez. Alt gruplara inildiğinde P58’in yalnızca FGC11 alt grubunun Arap ülkelerinde baskın olduğu görülmektedir. Araplarda sadece J1 değil, E1b, G2a, J2, R1a, R1b ve T1 gibi haplogrupların da görüldüğünü unutmamak gerekir. J1 haplogrubu tek başına Arapları temsil eden bir haplogrup değildir.

J1’in P58 grubuna bağlı olan YSC76, ZS241 ve Z640 gibi alt gruplar ise Avrupa ve Kafkasya genelinde yaygın olmakla birlikte Kuzey Afrika’da fazla rastlanmamaktadır. Diğer taraftan L817’ye Çin’de ve ZS241’e de Moğolistan’da rastlanması da ilgi çekmektedir. Bu da J1 haplogrubunun 30.000 yıllık geçmişinde çok geniş bir alana yayıldığını ve günümüz etnisitelerinin oluşmasında çok daha eski zamanlarda rol aldığını göstermektedir.

KAYNAKLAR

[1] Cinnioğlu et al (2004), Excavating Y-chromosome haplotype strata in Anatolia. Hum Genet 2004, 114:127-148.
[2] Cristofaro et al (2013), Afghan Hindu Kush: Where Eurasian Sub-Continent Gene Flows Converge, PLOS ONE, DOI: 10.1371/journal.pone.0076748
[3] Di Giacomo et al 2004, Y chromosomal haplogroup J as a signature of the post-neolithic
[4] Grugni et al 2012, Ancient Migratory Events in the Middle East: New Clues from the Y-Chromosome Variation of Modern Iranians, DOI: 10.1371/journal.pone.0041252
[5] Трофимова Наталья Вадимовна, ИЗМЕНЧИВОСТЬ МИТОХОНДРИАЛЬНОЙ ДНК И Y-ХРОМОСОМЫ В ПОПУЛЯЦИЯХ ВОЛГО-УРАЛЬСКОГО РЕГИОНА, УФИМСКОГО НАУЧНОГО ЦЕНТРА РОССИЙСКОЙ АКАДЕМИИ НАУК, 03.02.07
[6] Chiaroni et al 2009, The emergence of Y-chromosome haplogroup J1e among Arabic-speaking populations, Eur J Hum Genet. 2010 Mar; 18(3): 348–353.
[7] J1 (J-M267) Project, FTDNA

Yazar: İlhan Cengiz, Kaynak: http://www.haplogruplar.com/j1-haplogrubu/

İlhan Cengiz Hakkında Kısa Bilgi

İlhan Cengiz, genetik (Y-DNA, mtDNA haplogrupları ve otozomal genler) hakkında araştırmacı yazar. Yazara ulaşmak için: https://www.facebook.com/turkgenetik

3 yorum - J1 Haplogrubu Hakkında Bilgi

  1. Sayın İlhan Cengiz,

    Haplogruplar hakkındaki çok değerli bilimsel yazılarınızı okuyarak bu konudaki merakımı ve eksiklerimi gidermeye çalışıyorum. Haplogruplar konusuna ilgim birkaç yıl önce Rusya Federasyonu’nun Kafkasya bölgesinde yaşayan Karaçay-Malkarlı arkadaşlarımızın başlattığı bir Y-DNA projesine katılmamla başladı. Familytree DNA projelerinden biri olan Karaçay-Balkar DNA projesine dahil olarak ben de DNA örneği gönderdim. 309328 nolu kit ile projeye katıldım. 67 markerlik sonuçlar birkaç ay içinde geldi ve J1 a3a Z-1828 olarak haplogrubum belirlendi. Konu hakkındaki yerli ve yabancı literatürü okuyarak bunun ne anlama geldiği hakkında bilgi sahibi oldum. Sonuç benim için sürpriz olmadı. Çünkü etnik kökenim ve aile hikayem ile uyuşuyordu. Büyük büyük dedemizin 19. yüzyıl başlarında Kafkas-Rus savaşları sırasında Dağıstan’ın Avar bölgesinden Kabardey bölgesine geldiğini ve oradan da Orta Kafkaslardaki dağlık Karaçay bölgesine göç ederek 1840 yılı civarında buraya yerleştiğini biliyorduk. Akrabalarımızın büyük kısmı Karaçay’da kalırken 1906 yılında dedem, babası ve annesi Türkiye’ye göç ederek Konya’nın Sarayönü ilçesine bağlı olarak kurulan Başhüyük köyüne yerleştirildiler. O tarihten itibaren de biz Türkiye’de yaşıyoruz. Dolayısıyla Y-DNA sonucuna göre belirlenen haplogrubumla etnik kökenim arasında bir uyum olduğunu sizin yazılarınızdan öğrenmiş bulunuyorum. Çalışmalarınızda başarılar dilerim. Selam ve saygılarımla. Ufuk Tavkul

  2. Ufuk Tavkul // 28 Ekim 2016 at 4:37 pm // Cevapla

    Karaçay-Malkar DNA Projesinde J1-Z1842 olarak sınıflandırılmışım.

    https://www.familytreedna.com/public/KBalkarDNA/default.aspx?section=yresults

    Bizim soyumuzla birlikte (Tohçukov Hasan ulu) Karaçay’a Dağıstan geldikleri bilinen Aliyev, Biykanov, Kumukov, Esekku, Geruzov gibi soyların da J1-Z1842 haplogrubuna dahil olmaları J1’in Z 1842 kolunun Kafkasya’da Dağıstan’ın en eski yerlileri oldukları tezini de güçlendiriyor. Y DNA örnekleri çoğaldıkça daha kesin sonuçlara ulaşılacak gibi görülüyor. Saygılarımla. Ufuk TAVKUL

Yorum yaz

Eposta adresiniz yalnızca editörler tarafından görülebilir. Yorumlar kontrol edildikten sonra yayımlanmaktadır. Küfür veya hakaret içeren yorumlar filtre nedeniyle otomatik silinir. Yorum sahiplerinin IP adresleri sunucuda kaydedilir. Bilimsel değeri olmayan veya ideolojik görüş içeren boş mesajlar yayımlanmaz.


*